Pazar, Mart 12, 2006

Arkadaşlar, arkadaşlar

SBF de okurken "insan insanın kurdudur" denirdi. Aklımda kalmış. O an ne anlatıldı derste hatırlamıyorum ancak latincesini de öğrenmiştik. Hatırlamak için "hepimizin" arama motoru haline gelen google a baktım: ilk çıkan link teki sitede şunlar vardı:

Başlangıçta insanlar “tabii yaşama hali”nde idiler. Thomas Hobbes’e göre bu, tam bir vahşet dönemiydi ve insan insana kurtlar gibi saldırdı; Homo homini Lupus (=insan insanın kurdudur) Menfaate dayalı olarak ferdin sınırsız ve vahşi bir hürriyeti vardı. Zaman ilerledikçe gelişen insan aklı, insanlara vahşet hürriyetinden feragat ederek toplum halinde yaşamak gerektiğini kabul ettirdi. Bu, akla dayanan bir tür “Toplum Sözleşmesi” idi. Ancak,...

gerisi ve merakımı çeken kısmı da uzun "ÖZET OLARAK İÇTİMAİ MUKAVELE TEORİLERİ" başlıklı yazıda devam ediyor.. Neyse sadet şu ki, ben bu sözü yıllardır şöyle yorumladım: Bir insan bir diğerini pozitif ya da negatif motive edebilir ancak içindeki potansiyeli kendi özgünlüğü içersinde, diğer bir insandan aşırı etkilenmeden ortaya koyabilen kişi lider olur bence.

Bunun da benim adıma tarihteki en önemli ve yadsınamayacak karizmasıl olan hayranı olduğum Mustafa Kemal Atatürk. Nerden enreye geldim.

Doğrusu cumartesi koro çalışması sonrası Bahu ile çok keyifli saatler geçirdik ve onun da eşi sadece hafta sonu için de olsa şehir dışındaydı ve dün için en önemli ortak noktamızdı :) "Sevinçler paylaştıkça artar; üzüntülerse paylaştıkça azalır" Rahmetli Hıfzı Veldet Velidedeoğlu'ndan bir alıntı. Ve her zaman benliğimde yaşadığım birşey. Banzı insanlar içlerine atarlar. Bir zamanlar ben de öyleydim.. Ancak tecrübelerimden bunun faydasız olduğunu anladım. Bana anlatmak, paylaşmak iyi geliyor. Küçük bir kız çocuğuyken bile öğretmek, paylaşmak benim kendimi gerçekleştirdiğim ve en coşkulu olduğum davranış biçimiydi zaten. Eh, insan kişiliğinin gereklerini de yerine getirince daha bir benliğine sahip oluyor. Sonuçta içine atıp atıp şişmektense, seni ilgili konuda anlayan arkadaşlarla paylaşmak; özel olanlarıysa ailene, eşine anlatıp rahatlamak gibisi var mı??

Ha tabi bi de bu birkaçyıldır revaçta olan; gazetelerin eklerinde bile yer ayırdığı elektronik, herkese açık serbest kürsü görevi gören "blog" lar; nam-ı diğer "e-günlük"ler var !!

Hiç yorum yok: