Çarşamba, Ekim 31, 2012

konusmamak icin yazmak...

Bunu farkettim.. insan yolun yarisini birakip da orta yaslarin keyfini surerken bazi konularda farkindalik kapilarini acmaya basliyor... ve sanirim bu kapilarin ardi arkasi da kesilmiyor.

Kucuk yasta buyuk acilar cekenleri gicirtisiz kapilar beklerken benim gibi pembe bulutlar icerisinde buyutulen bir simarik ise kapilari toslayarak acmaya cabaliyor.. haliyle zor oluyor zira agac yasken dal verirmis... neyse yasliyken de cabuk kiriliyor haliyle..

sonuc ne? ben yine yeniden bi akrep sokmasi tarzi ask yasiyorum... ilahi askin cismani tezahurleri beni yorsa da aldirmiyorum bu sefer. Konyamizin bana kazandirmaya calistigi bir umursamazlik takiyorum besime ancak zor.

Biraz evvel yine tren istasyonuna attim kendimi & dolunay keyfi yasattim. havaalanlari, terminaller ve de tren garlari benim mekanlarim sanki.. siyahi bir kopecige cesmeden su icirdim & ardindan beni cami kisayoluna dek yolcu etti.. orada karsiya gecmesini firsat bilip gecis kapilarini kapattim cunku eve alma sansim yoktu.

Varligimin gardiyani oldu/tum hayvanlarin varligimizin sovalyesi & koruyucusu olduklari gibi.

Kendimi sevmeyi de bu sehirde tam 37 yasimdayken ogrenmeye basladim. Annecigimin tetikleyici bir sozuyle.. neyse eski defterleri acmamak uzere kapatlayip olan bitene teslim olmaktan baska caremiz var mi?

2 yorum:

Adsız dedi ki...

Çok güzel bir vuslat yazı yazmak ancak insanlar çevresinde veya yakınında konuşacak birileri olmadığı zaman bu yöntemi belirler insanoğlu acaba bu şekilde düşüncelerinizi disipline etmeye çalışıyor olabilirmisiniz...

Ayse dedi ki...

olabilir:)