Bazen düşüncelerime dönüp bi bakıyorum tepelerden.. Sanırım 4 yıl önceydi, İstanbul'a taşınma sonrası gitmeye başladığım & tam 3 yılda epey yol katetmemi sağlayan terapistim Ayça hanımla konuşuyorduk.. Bana kendi düşüncelerime körü körüne inanmamam gerektiğini söylemişti. Bu yine kendisinin önerdiği Eckhart Tolle'nin ve ardından da Anthony de Mello'nun konuşmalarında dediği şeyin ta kendisiydi.
Çok bilen çok yanılırmış derler ya o hesap. Sanırım insan kendi düşüncelerine körü körüne inanıp da onların doğrultusunda davranmaya başlarsa feleğin çarklarında daha bi hırpalanıyor. En azından kendi adıma deneyimlediğim şey bu. Düşüncelerime (zihnimin vızıltılarına) kulak vermek güzel olabilir pratik açılardan: bir konu hakkında fikir yürütme ya da bir sorunu çözme anlamında. Ancak iş sınırlarını aştığında görüyorum ki bu abartılan düşünce girdaplarına varabiliyor. Ondan sanırım herşeyde olduğu gibi düşünmede de ölçülü olmak gerekli.
Körü körüne bir şeye inanmak işte..Önce içinde bir şüphe uyanır.. anti tezini düşünmeden olduğu gibi kabul edersen şüphe büyür ve evhama dönüşür.. sonunda içinin o güzelim huzuru çözülüverir..Belki tam tersi de geçerli: bir şeyin iyi olduğunu düşünürsün, sonra öyle büyütür abartırsın ki bu durumu, tüm iç huzurun onun "her daim" iyi olacağı yanılsamasına dayanmaya başlar. En ufak bir olumsuzlukta da bu huzur kemirici olabilir. Kötü görünendeki iyiyi, iyi görünendeki kötüyü gözardı etmedikçe ölçülük alışkanlığa bürünüyor..
Tevekkül önemli sanırım. Bir şekilde olayın akla düşmeyen diğer yönünü de göz önünde bulundurup sonra olana ya da olacağa razı olmak.. Bu rahatlatıyor beni. Çünkü biliyorum ki iç huzurum önemli. Hem de çok..
Hayatı güzel yaşamanın sırrı anlarda saklı, anılarda değil! Geçmişe & geleceğe fazla takılmadan akıp geçmek gerek günlerin getirdikleriyle.. Bir yaşam hakkımız daha yok bu dünyada.. belki de yalan dünyada demeli. Hakkını vererek & hak yemeyerek, dürüstçe, bişeylere bağımlı olmadan & kendini fazla ciddiye almadan yaşanan hayatın tadına doyum olmuyor..
Ne vakit kendimi düşüncelerime kaptırıyorum, o zaman anlıyorum ki mutlak gerçeklerden uzaklaşmaya başlamışım.. olumlu ya da olumsuz.. her şekilde mümkün. Biz içe dönüklerin biraz dünyayı izledikleri kadar kendi düşüncelerinden de uzaklaşıp onları sadece izlemesi pek rahatlatıcı.
Güzel günler geçer gider, kötüleri de.. güzel olanları hatırlamak, diğerlerini tecrübe edip geçmek iyi fikir sanki. İyimserliği elden bırakmadıkça herşey yoluna giriyor... "bugün"de kalarak & "an"ı yaşayarak

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder